Ehmedê Xanî (1651-1707)

Ehmedi Xanî’nin doğum tarihi, kendi eseri olan Mem û Zîn de gösterilmiştir. Hicri 1061 (m.s.1651) tarihinde doğmuştur. Babası Şeyh Elyas, dedesi Eyaz, büyük dedesi de Rüstem’dir. Xanî, onun lakabıdır, sebebi bu iki nedenden kaynaklanmaktadır. Biri yerleşim alanı bağımlılığı diğeri de mensup olduğu aşirettir. Xanî aşiretine mensup olan Ehmed’in şöhreti olunca Xanî lakabını anıldı.

M. S. 1460-1465 Tarihlerinde Doğubayazıt yöresine Hakkâri aşiretlerinden Pınyaşiler ve Xanî aşiretlerinden halkı getirip yerleştirirler. Bugün Beyazıt yerleşik halkının ismi Pinyaşiler (planşi)’dir. Xanî aşireti daha küçüktür. Doğum yeri Doğubayazıt’tır. Buralı olduğu içinde eserlerinde ”ben Beyazıt’ta doğdum” ifadesini kullanmadığını düşünüyoruz. Babası Şeyh Elyas, Kızıldıze (kırmızıkale – ortadirek) köyünde kadılık görevinde bulunmuştur. Kızıldıze tarihi kervan yolunun İran’a açılan son kapısıdır. Buradan geçen kervanlardan alınan baç (haraç, gümrük harcı) ile İshak Paşa Sarayının inşaat finansmanı sağlanmıştır. Bugün Kızıldize’nin temelleri harabe şeklindedir. Köyün eski mezarlığına Xanî Mezarlığı denmektedir. Civar köylerde de Pınyaşiler hâkimdir.

Xanî ilk okumaya aile içinde babası Elyas’tan hukuk kuralları ilim kaynaklı bilgilerle okumaya başladı. Bir yönünü okula, bir yönünü de divana vererek eğitimini yapması sağlanıyor. Okulda bilim, divanda yaşam derslerinde büyüdükçe okuma düzeyi de yükseliyor. Feqilik derslerinde Arapça öğrenir. O dönemde imkânı olanlar yükseköğrenimlerini feqi okullarında yaparlardı. Xanî için bu imkânlar oluşur. Beyazıt’taki Muradiye medresesine gider. Bir süre sonra Beyazıt ve çevresindeki tüm camileri gezer. Daha sonra Ahlat ve Bitlis medreselerinde öğrenim görür. Botan ve Mezopotamya da devam eder öğrenimine. Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde uzunca yıllar öğrencilik hayatı yaşadı. Kâbe’yi tavaf ettiği, Mısıra gittiği yazdığı eserinin içeriğinde açıkça görülmektedir. Bilhassa Suriye medreselerinde Antik Yunan felsefesini, Mezopotamya ve İran medreselerinde de tasavvufu (İslam felsefesini) astronomi, şiir ve sanat tekniğini öğrenmiştir. Bunun yanında, buralarda Feqiye Teyran’ı, Ehmedi Ciziri’yi, Hipokrat’ı, Platon’u, Aristo’yu Farabi’yi, Şahabettin Sühreverdi’yi, Mühyettin Arabi’yi, Ali Heriri’yi, Firdevsi’yi, Ömer Hayyam’ı, Nizami’yi ve birçok ilim adamlarını öğrendi. Her yerde isim yapmış âlimlerle araştırır ilmi ve bilimi daha da ilerletmek için onların yanında diplomasını aldıktan sonra Beyazıt’ta eğitim vermeye çalışır. Halk içerisinde otorite ve saygınlığı vardı. Toplum içinde iki yeri vardı. Biri ilim, diğeri de misafirperverliği, mertliği ve dindarlığıydı. Söz ve maneviyatı herkesin üzerinde derin etkiler bırakıyordu.

Xanî, İshakpaşa Sarayının temeli atılırken (1674) dua okumuştur. Beyazıt Beyi Mir Mehemmed’dir. Daha sonra Beyazıt’ta Muradiye Camii’nde imamlık yapmıştır. Mir Mehemmed’e divan kâtipliğinde de bulunmuştur. Onunla yakınlığını, ona sevgisini bir şiirinde ifade etmiştir, ölümüne dair üzüntüsünü belgelemiştir. Mir adına İran sınır Serdar’ı ile alınan karara imza atmıştır.

Ehmed-i Xanî’nin siyasi özlemi, düşünceleri açıktır ki o dönemin genel atmosferinden doğmuştur. Bu dönemde, Kürt düşün hayatının geri olduğu açık. Ancak bu, Kürt düşünce ve edebiyat mirasının hiç olmadığı anlamına gelmiyordu. Önemli bir düşünce ve edebiyat mirasına sahipti. Fakat bu Kürtlerin sosyo-ekonomik koşullarından dolayı yaygınlık kazanamamıştı. Çok dar sınırlar içinde düşüne hapis olmuştu. Bu bir idari yaptırımdan çok sosyal ve kültürel nedenlerden kaynaklanıyordu. Xanî daha çok birlik ve ittifak parolalarını kullanarak sesini yükseltiyor, Kürtlerin kendi aralarındaki çelişkilerine de dikkat çekiyordu. Bu tür şartlar altında Beyler Xan’yi anlayamadılar. Kısaca bu modern düşünceler pratikleşmeyip sonrasız kaldı.

Ehmed-i Xanî’nin en önemli yönü, yurtsever ve halkçı oluşudur. O aslında aydınlanmanın öncüsü sayılır. Birçok aşirete bölünmüşlük kendisi için en temel sorundur. Denile bilinir ki, tüm düşüncelerinde ana tema budur. Bu nedenle Kürtlerin birliği, Kürtlerin diğer halklar gibi özgür yaşaması, Kürt kültürü ve dilinin özgürce gelişmesi için feryat eder. Tüm bunları sağlamanın yolunun çağdaş bir millet olmaktan geçtiğine inanır. Kürtlerin aslında hiçbir yönü ile komşu halklardan geri olmadığını yalnızca birlik ve iyi yöneticilerden yoksun olduğunu savunur. Bu nedenle şiirlerinde komşu halkların sanatıyla dilleriyle yarışır ve bununla Kürtlerin sahip olduğu yeri dile getirir. Ancak Xanî’de başka halkları karşısına alan bir milliyetçiliğe rastlanmaz. Tam tersine Xanî hep eşitliği gösterir. Komşu halkların kültürel, tarihsel, dinsel yakınlıklarını kardeşlik olarak görür. Kimi şiirlerinde her bir mısrasını ayrı bir dilde (Kürtçe, Farsça, Türkçe, Arapça) ifadelendirdiği dörtlüklerde sembolize eder.

Xanî aynı zamanda iyi bir eğitmen ve dil uzmanıdır. Dönemin felsefi, teolojik ve edebiyat bilgilerini iyi özümsediği ve bu yönüyle yetkinleştiği anlaşılıyor. Ayrıca Kürtçe ile birlikte Arapça, Farsça ve Osmanlıcaya oldukça hâkim olduğu biliniyor. Şiirlerindeki derin kültürel birikim ve bilgi hayranlık uyandıracak düzeydedir. Mem û Zîn adlı temel yapıtında her olayı ele alışı derin bir çözümleme biçimindedir. Anlatımda vecizidir. Musa’dan Xanî ye, Davud’dan Aristo ve Eflatuna ve daha birçok büyük şahsiyetten etkilenmiş düşünceler ortaya koyar. Xanî bu birikimini 4 ayrı dilde dile getirir. Kültürel birikimi söz konusu dilleri yetkince kullanmasına, dillere hâkimiyeti de birikimin sistemleşmesine yol açmaktadır. Xanî’nin Kürtçe’yi kullanması olağan üstüdür. İşte bu nedenle Kürt çocuklarına çok kolay bir şekilde Arapçayı yani İslam dilini öğretir. Çok pratik ve halkın kavrayabileceği metotlar geliştirir. Xanî’nin özellikle çocuklara dönük olması da anlamlıdır, ‘Nûbihara Piçûkan’ adlı eserinde ‘’ne ji boy sahîp rewacan, belkî ji boy piçûkên kurmancan’ derken esasında üst zümrelere karşı halkın yanında olduğunu ifade eder. Ama halk eğitimsiz ve sahipsiz olduğundan halk çocuklarının aydınlatılıp geleceğe muktedir olmalarını amaçlar.

İlahiyat konusunda Xanî’nin ifade ettikleri çok önemlidir. Her şeyden önce din konusunda derin bir eğitime, birikim ve bakışa sahip olduğu anlaşılıyor. Sevgi, aşk, insan ve insan ilişkilerinde tasavvufi bir bakış söz konusudur. İnsanı yücelten, insan ilişkilerini bilgi ve sevgi üzerine kurgulayan bir bakışı vardır. Ancak İslam’ın değişik yorumları ve İslam’a dönük felsefi yorumlar konusunda da bir tartışma içerisindedir. Kişisel yazgı (Kader) konusunda Mutezilecilerle çatışır ve düşüncelerinde iman’ın daha ağırlıklı bir yer tutmasına karşın, toplumsal kaderin tayininde (toplumsal sorunların çözümünde) oldukça akılcı eleştiriler ve çözüm önerilerine sahiptir. Burada kaderciliği sorguluyor, toplumsal sorunları çözümsüz bırakan yöneticileri, yönetim biçimlerini aşiretçiliği suçlar. Çözümü bilimle, edebiyatla, felsefe ile aydınlanmış gelecek kuşaklarda arar. Bu yönüyle Xanî’nin düşünceleri İslam felsefecilerinin dile getirdikleri ile irdelenmeleridir.

Ayrıca Xan’nin felsefe tarihi, dinler tarihi, Kürt edebiyatı, folklor ve tarihi konusunda derin birikimi kadar özgün düşünceleri de vardır. Tüm bunların tek tek ve genişçe ele alınması gerekiyor ve bunların akademik çerçevede ele alınmalarının zamanı gelmiştir. Demokrasi mücadelesi içerisinde büyüyen genç kuşakların buna artık ciddi eğileceğine inanıyoruz. Kuşkusuz Xanî hakkında çok şey yazılmış ve söylenmiştir, Xanî’nin Kürt medreseleri içerisindeki yerine ilişkin olarak şu söylenebilir; Xanî günümüz aydınlatılmış kuşakları için başka, Kürt demokrasi mücadelesi için başlamadığı dönemde Medrese de okuyanlar için başka biridir. Yeni kuşaklar Xanî’yi Tarihleri, Edebiyatları ile birlikte öğrendiler. Eski kuşak ise Xanî’yi bir öğretmen büyük bir âlim olarak hep okudular ve birçok şeyde onu örnek almaya çalıştılar. Modern bilim okullarında batılı bilim adamları neyse bizler içinde Xanî oydu. Hatta Xanî, bize daha yakındır. İsmail Beşikçi medrese kökenli meleleri ‘Kürdistan’ın ilk aydınları’ olarak belirtir. Bunda doğruluk payı büyüktür. Zira medrese de Xanî’yi, Ciziri’yi, Feqiyê Teyran’ı özümseyen herkes biraz doğal yurtseverdi. Bunu da ötesinde daha geniş bir bakış açısına, İslamin daha barışçıl diline ve tutucu olmayan bir şekilde anlamaya çalışırdı. Kendini Dünya’ya kapalı tutmaz yeni düşüncelere açık olurlardı. Nitekim melelerin toplumsal olaylarda öne çıkmasında Xanî’nin rolü çok büyüktür. Medreselerin rolü dini eğitim verme ile sınırlı değildi. Dini eğitimi kadar Farsça, Arapça, din dersleri, tarih, hukuk, edebiyat, Geometri, Astronomi ve bunun gibi konularda da İslami bakış dâhilinde eğitim verilirdi. Bu eğitimi alanlar mele olurlardı. Meleler de sanıldığı gibi yalnızca dini konularda öncülük eden kişiler değillerdi. Onlar bulundukları yerleşim bölgelerinde halkın tüm sorunlarının çözümünü üstlenirlerdi ve bu yönü ile halk içerisinde otorite olarak kabul edilirlerdi. Özellikle Kürt mirliklerinin 19. YY’dan başlayarak ortadan kaldırılması ve Kürt toplumunun örgütsüzleştirilmesi ile birlikte Kürt medreselerinin bu boşluğu kısmen de olsa doldurmaya çalışması birazda yukarıda belirtilen geleneğin etkisiyledir.

Yani Ehmedê Xanî gibi büyük Kürt bilginlerinin rolü belirleyici olmuştur. Ayrıca belirtmek gerekiyor ki Xanî en kritik süreçlerde bile bir ışık olarak hep aydınlatıcı olmuştur.

Firdefsi İranlılar, Eflatun Yunanlılar, Rustavelli Gürciler için ne derece anlamlıysa Xanî’de Kürtler için o derecede onurdur. İnsanoğlu, toplu yaşama geçtiğinden beri birçok önder kişilikler yetiştirmiştir. Bir kısmını ilahi gücün temsilcisi Peygamber, bir kısmına iradenin yetiştiricisi, bilgin, âlim ve bilge deriz. Yazı ile belgeli büyüklerimizden platon (Eflaton) “adaleti toplumda korumanın ilk tezlerini üretendir. O, günün ve mekânın gerçeği sınıflara ayrı ayrı haklar bahşetmek, korunmasını devlet denen en üst kuruma vermek düşüncesindeydi. “Devlet zayıfın korunması için gereklidir” savındaydı. Onun talebesi Büyük İskender’in hocası Aristo Tales ise çağın felsefesini kurmuştur. Onu İslam atmosferinde yorumlayan İslam bilginleri onu ilk öğretmen bildiler ve ona “birinci öğretmen” dediler.

İslam inancını dışlamadan felsefeyi, düşünceyi yeni yorum ile tasavvuf yolunu öğütlediler. “İnsan iradesi, Kâinatın efendisidir” tezini yerleştirdiler. Kurucusu Farabi’dir. Abbasi halifeliğinin icrasının tek kişilikte değil bir kurul ile yönetilmesi gerektiğini, yönetici kurumun seçim ile oluşmasının ve yöneticilerin vasıf kriterlerini belirtmiştir. Toplumların uygarlaşmasının ortam ve yönetimini bilimsel şekilde formüle etmiştir. İslam bilim dünyası ona “ikinci öğretmen” demiştir.

Her iki öğretmenin mirasçısı Xanî’dir. Xanî otoritenin hukuk ile evlenerek, onunla yekvücut olmasını kaydetmiştir. Hukuklu otoritede birey, aydınlanıp özgürleşmelidir. Birey özgürlüğü, iradenin özgürlüğüne denkleşmelidir. Özgürlükçü hukuk devletini ilk kurgulayandır. Diğer bir değiş ile Demokratik hukuk devleti veya toplumunu irade etmiş ve bunu destanlaştırmıştır. Onun için Xanî’ye “üçüncü öğretmen deniliyor” Birinci öğretmen Aristo Yunan, ikinci öğretmen Farabi Türk, Üçüncü Öğretmen Xanî Kürt soyludur. Aristo Evrenselleşti, Farabi bilim çevrelerince dar sınırda bilindi, Xanî ise gömüdeki hazineler gibi bilinmeyenlik zırhında saklı kaldı.

Ama bu gün Mem ve Zîn’ler Xanî’ye sahip çıkma çabasındadırlar. Öyle inanıyoruz ki Xanî hak ettiği yere gelecektir. Vefatı Kürt yazar Alaattin Seccadi’nin “Mejuyi Edebi Kurdî” (Kürt Edebiyat Tarihi) eserine göre MS. 1706 yada1707 dir.

Ehmede Xanî’nin Eserleri

Xanî, ardında birçok eser bırakmıştır. Bunlar önemli ve edebiyat tarihinde paha biçilmez bir değere sahiptir. Bilinen üç eserin dışında 74 şiiri tespitlidir.

Yazılmamış divanı da yazılacaktır. Coğrafya ve Astronomi ile ilgili Erde Xweda adlı eserinin var olduğu yaygın bir kanıdır. Bilinen eserleri;

  • Nûbihara Biçûkan (1683)
  • Aqîda Îmanê (1687)
  • Mem û Zîn’i (1695)

Xanî’nin eserleri okunup incelendiğinde ortaya üç sonuç çıkmaktadır;

Birincisi; Xanî, Kürtçenin yanı sıra Arapça, Farsça ve Türkçeye de hâkim olmasına karşın, edebiyat metinlerini yalnızca Kürtçe yazmıştır.

İkincisi; bir filozof, düşünür olarak Xanî, yazılarını, halkı adına düşüncelerini yaymanın bir yolu olarak kullanmıştır.

Üçüncüsü olarak da; Xanî, bütün yazılarında öncü, yetenekli ve yaratıcı bir şair ve yazar kimliğini birleştirmektedir. Xanî’yi daha iyi anlamak için paha biçilmez değerdeki üç eseriyle ilgili özet görüşlerimizi şöyle belirtebiliriz:

Reklamlar

Ridwan Xelîl hakkında

Misilman im, Mirov im, Kurd im, Kesekî Serbixwe û Azad im..

31/08/2013 tarihinde Ehmedê Xanî (1651-1707) içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: