Kategori arşivi: Qedrî Can

Qedrî Can / Abidin Parıltı

Hawar ekolünün en önemli isimlerinden olan Qedrî Can 1911 yılında Mardin’in Derik ilçesinde doğdu. Esas ismi ise Abdulkadir Can’dır. İlköğrenimini doğduğu kentte tamamlayan Can, yükseköğrenimi için Konya’ya gidince yaşama bakışı değişir ve Kürtlüğünün farkına varması süreci başlar.

Bu dönemde politik düşüncelerinden dolayı devletin kolluk güçleri tarafından aranır. Türkiye karmaşık bir dönemden geçmektedir. Bu karmaşık dönemde bazı Kürt entelektüelleri de hak-hukuk savaşı vermeye başlamış ama çoğunluğu baskılardan dolayı ülkesini gizlice terk etmek zorunda kalmıştır. İşte Qedrî Can da böyle bir sürece girer. Ya tutuklanacak ya da ülkesini bir daha görmemek üzere terk edecektir.

Onun da kaderi Nûredîn Zaza’nın kaderine benzer. Aslına bakılırsa Hawar ekolünün bütün fertlerinin kaderleri aynı mecrada ilerler. Ülkedeki zulme başkaldırırlar ve sonrasında çok sevdiği ülkelerinden sürgün olmak zorunda kalır ve bilmedikleri topraklarda özlem ateşiyle kavrulup bu dünyayı terk ederler. Qadrî Can da ülkesini terk ettiğinde Suriye’ye gider. Sürgün oldukları topraklar onlar için bir şansa da dönüşür. Bütün zorluklara rağmen Kürtçeyi yaşatmanın ve geniş halk kitlelerine ulaştırmanın yollarını ararlar. Qedrî Can hem bugün bile modern sayılan şiirleriyle (ki en iyi şiirlerinden biri olan Gula Sor’u Ciwan Haco bestelemiştir) hem de öyküleriyle Kürt edebiyatı içinde kendine has bir yer edinir. Şiir ve öyküleri Hawar, Ronahî gibi dergilerde ve Roja Nû gazetesinde yer alır.

Edebi ve politik çalışmalarından dolayı Suriye’de gözaltına alınır ve 1959-61 yılları arasında tutuklu kalır. Qedrî Can 1972 yılında vefat eder ve Şam’da gömülür.

Vicdan Azabı Sorunsalı

Qedri Can ve kaderdaşı Kürtler yola çıkarken yazılı bir Kürt edebiyatından çok zor söz edilebilirdi. Ancak o ekolün yoğun çabası bugünkü modern Kürt edebiyatının temellerini atmıştır.

Qedrî Can’ın Guneh (Günah) adını taşıyan öyküleri Lîs Yayınları tarafından yayımlandı. Kitapta on beş öykü-deneme yer almakta. Guneh’teki öykülerin ortak teması çocukluk yılları ve anılardır diyebiliriz. Qadrî Can, anılarını ustalıkla edebiyat estetiği içinde işlemiştir.

Hatıralar, Qadrî Can’ın da peşini bırakmamış ve yaşadığı zamanlarda bile hep geçmişin izini sürmüştür. Bu anılarda ise çoğunlukla dostluğu, tabiatı, Kürt geleneklerini işler. Bazı feodal değerleri eleştirmiş ve her defasında birlikteliğe vurgu yapmıştır.

Guneh’teki iki öykü üzerinde durmak Qedrî Can’ı anlamak için vesile olabilir. Bu öykülerin ilki kitaba da ismini veren Guneh’tir.

Guneh’te yazar okul çağlarına döner. Çocukluğunun geçtiği Mardin’in Derik ilçesine… Bu öyküde Can, iyi niyetle, arkadaşının cesaretini sınamak için yaptığı bir şakanın nasıl ölüme kadar gidebileceğini ustalıkla anlatır. Çocukların dünyasını ve geleneksel söylemlerden dolayı oluşan batıl inançların nasıl birer kâbusa dönüşebileceğini bütün çıplaklığı ve çocukluğun acımasız dünyasının vurgusuyla işler. Sonrasında ise viraneye dönüşen ve bütün bir ömür boyunca insanın peşini bırakmayan vicdan azabına odaklanır. Bir şaka hem bir hayata, hem bir dostluğun sonsuza kadar yok olup gitmesine hem de bir çuval tuğla gibi bütün bir ömür boyunca taşınmak zorunda kalınan suçluluk duygusuna neden olur.

Politik Tuzaktan Uzakta

Bir diğer öykü olan Sond (Yemin) ise yine dostluklar ve sınamalar üzerinedir. Bu öykü kan kardeşi mevzusunu odağa oturtur. Eğer bir seçim yapmak gerekirse bence Qedrî Can’ın en iyi öyküsüdür de. Can, burada yine okul zamanlarına ve çocukluğuna döner. Öğrencilerin birbirini şikâyet etmek için yarıştığı ve hocaların çocukları disipline etmek için zalimleştiği zamanlar. Anlatıcının, zayıf ve çelimsiz bir arkadaşını hocaya şikâyet etmesiyle başlar öykü. Çünkü su içilen bidonun musluğunu kırmıştır. Hoca tam da bu çelimsiz çocuğu cezalandırmak için falakaya yatıracaktır ki daha güçlü kuvvetli bir çocuğun çıkıp suçu üzerine alması ve onun falakaya yatırılması anlatıcıyı şaşkına çevirir. Falaka işlemi bitip, çocuk elden ayaktan kesilmiş bir halde bahçede otururken anlatıcı onun yanına gider ve neden kendisini hocaya karşı yalancı çıkardığını sorgular. Çocuğun cevabı ise hazırdır. Çünkü çelimsiz çocukla kan kardeşidirler ve güçlü olan, güçsüz olanın yerine ceza çeker. Yeminleri bunun üstüne kurulmuştur. Bu aşamadan sonra anlatıcı bir sorgulamadan geçer. Bakar ki çevresindeki herkes kan kardeşi olmuştur. Ama onun kan kardeşi yoktur. Bir süre bunun çaresizliğini çeker. Kendini yalnız hisseder. Yaptığından utanır. Nihayetinde o da bir şekilde kendisinden daha güçlü, daha cesaretli bir çocukla kan kardeşi olur. Ancak onun da kaderi farklı olmaz ve çember kapanır. Anlatıcıyı bir köpeğin saldırısından korumaya çalışınca köpek tarafından ısırılır ve kuduz olur. Sonraki süreçte de bir daha dostunu göremeden ölür. Dostluklar sınanmış, bedeller ödenmiştir. Bu öykü dostluk üzerine bugüne kadar okuduğum en iyi öykülerinden biridir. Çocukluğun nahifliği, güç ve zayıflık meseleleri, sınamalardan geçmek zorunda olan dostluklar ve bir yeminle değişen hayatlar…

Qadrî Can bütün öykülerinde pastoral hayatı bütün canlılığı ve kendi gerçeklikleriyle ustalıkla anlatır. Öykülerin dili geleneksel kelimelerin ağırlıkta olduğu ve bugün bile kullanılan bir dildir. Yapmacık olandan ve sonradan oluşturulmuş kelimelerden uzak, basit ve gündelik hayat içinde bile hâlâ kullanılan bir dil… sadece derdini bütün çıplaklığı ve çarpıcılığıyla anlatan, bir kelimesi bile fazla olmayan bir öykü dünyası…

Qadrî Can, bütünüyle politik bir alanda yer almasına rağmen öykülerinde politik olanın tuzağına düşmemiş. Gündelik hayatın çarpıklıklarını, ilişkilerin önemini, özlem duygusunu başat öğe olarak seçmiştir. Bugün bile hâlâ bütün canlılığıyla okunmasının nedeni de tam da burada yatmaktadır. Yerel olanı işlerken dar kalıplara girmemiş, evrensel olanı ve insanlığın ortak dertlerini göz ardı etmemiş, kendinden yola çıkarken bütüne seslenmeyi başarmıştır. Yazılı Kürt edebiyatının ilk ürünleri arasında yer almasına rağmen hem kurduğu öykü dünyası hem de dili onun dünya edebiyatından ve gelişmelerden haberdar olduğunu apaçık gösterir. Guneh – Qedrî Can – Lis Yayınları – 2007 – 96 sayfa.

www.abidinparilti.com / Abidin Parıltı / Radikal Kitap Ekinde Yayınlanmıştır

Reklamlar